Danışman Yazıları Hakkında
“Ölü internet” olarak adlandırılan bir dünyaya hızla yaklaşıyoruz. Her paylaşımın hatasız olduğu, her videonun ve her olayın dikkat çekici biçimde üretildiği bir dünya; fakat içeriklerin büyük bölümünün insanlar yerine algoritmalar ve yapay sistemler tarafından üretildiği bir dünya. İnsanlardan çok, yapay arama motorları ve algoritmaların kendi aralarında, kendi dilleriyle haberleştiği bir dünya.
Böyle bir ortamda insanın gerçekle kurduğu bağ zayıflayabilir. Gerçeklikten ve zekâdan kopan insanlık birçok yönden bir kırılma dönemine girmiş gibi görünüyor. Bu süreçte insanlık daha ileri bir medeniyet seviyesine ulaşabilecek mi, yoksa evrendeki birçok oluşum gibi zamanla evrimin sayfalarında silinip gidecek mi?
Teknoloji niçin var? Amaç insanlığın refahını artırmaksa, bugün dünyanın bazı bölgelerinde bunun tam tersini de görebiliyoruz. Güç ve çıkar ilişkileri, çok uluslu ekonomik yapılar ve küresel rekabet zaman zaman savaşlara, sömürüye ve büyük insani trajedilere zemin hazırlayabiliyor. Ekonomik ve teknolojik gücü elinde bulunduran aktörler, kendi hukuk anlayışlarını, kendi doğrularını ve özgürlük yorumlarını küresel ölçekte etkili kılabiliyor.
Teknoloji yalnızca bir araçtır; onu yönlendiren şey ise değerler ve güç ilişkileridir.
Bu noktada asıl mesele teknoloji değildir. Asıl mesele değerdir.
Değerlerden kopmuş bir güç, insanlık için ilerleme değil, yalnızca daha sofistike bir kriz üretir.
Buna rağmen içimde hâlâ güçlü bir ses var: medeni bir millet, medeni bir dünya… Herkes için adalet, herkes için eşitlik ve herkes için refah. Bu idealden vazgeçmek mümkün değil.
Köleliğe, katliamlara ve adaletsizliğe karşı nasıl sessiz kalınabilir? Bu nedenle tarafımızı ve duruşumuzu ortaya koymamız gerekir. Başka kimse olmasa da, yalnız kalsak da, bugün başaramasak bile bugün bir duruş sergilemek gerekir. Çünkü medeniyetin ilerleyebilmesi için aklın, bilimin ve zekânın egemen olduğu bir düzenin inşa edilmesi gerektiğini görmek zorundayız.
Peki bütün bunların danışman yazılarıyla ne ilgisi var?
Danışmanlık ekosistemi yalnızca bilgi aktarmakla ilgili değildir. Yol göstermekle, deneyimleri paylaşmakla ve insanların nefes alabileceği bir düşünce vahası oluşturmakla ilgilidir. Başarıları paylaşmak kadar hatalardan ders çıkarmak da bunun parçasıdır. Bu yaklaşım yalnızca sosyal medya profilleri üzerinden kurulamaz. Çünkü danışmanlık; doğruların üzerine inşa etmekle, kibirden uzak durmakla, eleştirel düşünmeye açık olmakla ve daha iyi bir geleceğe inanmakla ilgilidir.
Ne yalan söyleyeyim, bazen insan umutsuzluğa düşüyor. Neden yalandan beğenmelerin ve yapmacık dünyaların içindeyiz? Herkes fark edilmek ve beğenilmek istiyor ama kimse gerçekten başkasını takdir etmiyor. Oysa gelişimin yolu, samimi üretimden ve gerçek katkıdan geçer.
Bu nedenle şunu açıkça söylemek istiyorum: güzel bir yazı yazmakla ilgilenmiyorum. Kendi doğrularımı paylaşmakla ve onları zamanla daha iyi bir hâle getirmekle ilgileniyorum. Beni daha iyi bir insan yapan, gerçek dünyalarımızı inşa etmemize katkı sağlayan düşüncelerle ilgileniyorum.
Üretmekle ilgileniyorum. Değer yaratmakla ve insanların kendilerine inanmasıyla ilgileniyorum.
Çünkü gerçek gelişim, ancak değer üreten ve sorumluluk alan insanların varlığıyla mümkün olabilir.
Bir yazı yazalım, binlerce insan okusun, paylaşsın, yorum yazsın… Güzel bir hayal. Ama aslında buna ihtiyacımız yok. Başkalarıyla yarışmayı bırakalım; kendimizi aşmaktan daha iyi bir hedef yok. Eğer bu yolda bir mesafe kat edebildiysek, o zaman yemekler benden.
…Anlamadan geçilmesin.
Başka yöne çekilmesin.
Yanlışım yok sanılmasın…