
Bağımlılık: Bırakmaya Çalıştıkça Güçlenen, Yönetmeye Başlayınca Zayıflayan Bir Hikâye
Bu bir teori değil.
Bir kitapta okuduğum bir bilgi hiç değil.
Bu gerçekten benim yaşadığım bir hikâyeydi.
Bir dönem 15 yıl boyunca günde 3 paket sigara içiyordum.
Bu cümleyi ilk söylediğimde çoğu insan hemen şunu soruyordu:
“Nasıl bu kadar içebildin?”
Ama asıl soru bu değildi.
Asıl soru şuydu:
Neden içiyordum?
Cevap çok basitti.
Sigara beni rahatlatıyordu.
Stresli bir anda, yoğun bir günün ortasında, yalnız kaldığım bir akşamda…
Sigara bir nefes gibiydi.
Sanki içimdeki gerginliği alıp götürüyordu.
Başlangıçta mesele nikotin değildi.
Mesele rahatlama hissiydi.
Bir Süre Sonra Fark Ettim: Nikotin Değil, Elim Bağımlıydı
Zaman geçtikçe bir şey değişti.
Sigara artık sadece bir keyif değildi.
Bir ihtiyaç haline gelmişti.
Ama ilginç olan şu oldu:
Bir süre sonra nikotin bağımlılığı geri planda kaldı.
El alışkanlığı, nikotin bağımlılığının önüne geçti.
Elim boş kaldığında huzursuz oluyordum.
Bir şey tutmak, bir şey çevirmek, bir şeyle oyalanmak istiyordum.
Bu noktada sigara artık bir tercih değildi.
Bir refleks olmuştu.
Sağlığımı tehdit ettiğini biliyordum.
Bunun zarar verdiğini de biliyordum.
Çiğerlerde hırıltı, bitmeyen öksürük, ağız kokusu ve daha birçok kötü etki…
Ama yine de seviyordum.
Garip ama gerçek…
İnsan, zarar verdiğini bildiği bir şeyi bile sevebiliyor.
Bir gün bir arkadaşım bana şöyle dedi:
“Sen sigara içmiyorsun, sigara seni içiyor.”
O gün gülüp geçtim.
Ama o cümle zihnime yerleşti.
Başka bir arkadaşım daha ileri gitti:
“Sen asla sigarayı bırakamazsın.”
Bu cümleler ilk başta rahatsız etti.
Sonra düşündürdü.
En sonunda gerçeği gösterdi.
Çünkü bir noktadan sonra ben sigarayı kullanmıyordum.
Sigara beni kullanıyordu.
Sabah kalkınca ilk aklıma gelen oydu.
Yemekten sonra elim ona gidiyordu.
Telefonla konuşurken, düşünürken, yürürken…
Sigara hayatımın içine girmemişti aslında.
Hayatım sigaranın içine girmişti.
Bırakmaya Çalıştıkça Daha Çok Başladım
Bir süre sonra şu kararı verdim:
“Sigara bırakılmalı.”
Mantıklı bir karardı.
Doğru bir karardı.
Ama eksik bir karardı.
Çünkü sadece bırakmayı düşünüyordum.
Yerine ne koyacağımı düşünmüyordum.
Her bıraktığımda aynı şey oldu.
Bir süre dayanıyordum.
Sonra bir gün…
Kötü bir gün.
Ya da çok iyi bir gün.
Ya da sıradan bir gün.
Sigara için uygun bir an mutlaka beni buluyordu.
Aslında o anlar beni bulmuyordu.
Ben o anları avlıyordum.
“Bugün çok stresliyim.”
“Bugün çok mutluyum.”
“Bugün bir tane içsem bir şey olmaz.”
Ve tekrar başlıyordum.
Bu döngü defalarca tekrar etti.
O zaman şunu fark ettim:
Sorun sigara değildi.
Sorun benim bir şeye ihtiyaç duymamdı.
Dönüm Noktası: “Bırakmak” Yerine “Tercih Etmemek”
Bir gün düşünce değişti.
“Sigara bırakılmalı” demedim.
“Sigara tercih etmiyorum” dedim.
Bu küçük cümle benim için büyük bir dönüşüm oldu.
Çünkü bırakmak savaşmak gibi geliyordu.
Tercih etmemek ise yönetmek gibi.
Ben savaşmayı bıraktım.
Yönetmeye başladım.
En Zor Kısım: Elimin Sigaraya Gitmesi
Uzun dönemde en çok zorlandığım şey nikotin değildi.
Yoksunluk değildi.
Elimin sigaraya gitme duygusuydu.
Bu duygu çok güçlüydü.
Neredeyse otomatikti.
Sanki elim kendi kararını veriyordu.
Ben sadece izliyordum.
O zaman şunu anladım:
Bağımlılık bazen zihinde değil, kaslarda yaşar.
Beden alışkanlık kurar.
Ve o alışkanlık kolay kolay vazgeçmez.
Yerine Koyduğum Küçük Şeyler Büyük Bir Fark Yarattı
Bu noktada kritik bir karar verdim.
Sigaranın yerini boş bırakmadım.
Onun yerine başka şeyler koydum.
Elime bazen bir para aldım.
Bazen bir kalem.
Nadiren de olsa tesbih çevirdiğimi hatırlıyorum.
Ama en net hatırladığım şey şuydu:
Her gece yanımda kabak çekirdeği vardı.
Elim sigaraya gitmek istediğinde, çekirdeğe gidiyordu.
Aynı hareket.
Aynı ritim.
Ama farklı sonuç.
Bu küçük değişiklik bana çok önemli bir gerçeği öğretti:
Bağımlılık yok olmadı.
Yön değiştirdi.
O Gün Şunu Anladım
Ben sigarayı irade gücüyle bırakmadım.
Ben sigarayı değiştirerek bıraktım.
Sigaranın yerini başka bir alışkanlık aldı.
Zararlı bir alışkanlığın yerini daha az zararlı bir alışkanlık aldı.
Sonra o da zamanla zayıfladı.
Çünkü beyin boşluk sevmez.
Bir şey çıkarırsanız, yerine başka bir şey koymak zorundasınız.
Aksi halde eski alışkanlık geri döner.
Bu Hikâye Sadece Sigara Hikâyesi Değildi
Bugün geriye dönüp baktığımda şunu çok net görüyorum:
Bu hikâye sadece sigara hikâyesi değildi.
Bu bir bağımlılık hikâyesiydi.
Sigaranın yerini başka şeyler alabilirdi.
İçki alabilirdi.
Sürekli telefona bakmak alabilirdi.
Ders çalışmamak alabilirdi.
Ertelemek alabilirdi.
Kaçmak alabilirdi.
Bağımlılık şekil değiştirir.
Ama mekanizma aynı kalır.
Bu yüzden mesele sadece sigarayı bırakmak değildir.
Mesele kendini tanımaktır.
En Büyük Silah
Ben sigarayı bırakarak güçlenmedim.
Kendimi tanıyarak güçlendim.
Elimin ne istediğini anladım.
Zihnimin ne aradığını gördüm.
Boşluklarımı fark ettim.
Ve o boşlukları yönetmeyi öğrendim.
Bugün bildiğim en net şey şu:
İnsanın en büyük silahı irade değildir.
İnsanın en büyük silahı kendini tanımasıdır.