CharacteriX Danışmanı Gözünden Geleceğin Meslekleri ve Yapay Zeka Semineri
Geçtiğimiz cumartesi, ODTÜ Eğitim Kurumları'nın düzenlediği geleceğin meslekleri ve yapay zekâ ile ilgili bir seminere katıldım. Seminerin konuşmacıları ODTÜ Rektörü Prof. Dr. Ahmet Yozgatlıgil, Prof. Dr. Sinan Canan; sürpriz konukları ise Türkiye'nin ikinci astronotu Tuva Cihangir Atasever ve Alper Aksoy'du.
Bu yıl yapay zeka ve geleceğin meslekleri ile ilgili birçok seminere katıldım ama bu seminerin çok özel bir farkı vardı: sınava girmiş, tercih heyecanı yaşayan öğrenciler, ebeveynler ve rehber öğretmenler için düzenlenmişti.
Bu seminerden aldığım ilhamla, siz sevgili CharacteriX danışmanı arkadaşlarıma ve kariyer yolculuğunda yönünü arayan herkese rehberlik edecek üç bölümlük bir yazı serisi hazırlamaya karar verdim! Önümüzdeki haftalarda uzay simülasyonlarından, yapay zekânın dönüştürdüğü yeni meslek ekosistemlerinden bahsedeceğiz. Ama serimizin bu ilk bölümünde odağımızı insan doğasına, yeteneğe ve Prof. Dr. Sinan Canan'ın hayran bırakan kariyer yolculuğuna çeviriyoruz.
Tabii ki arkamıza CharacteriX vizyonunu alarak!
Geleceğin meslekleri ve yapay zeka gibi teknolojik konular konuşulurken, Prof. Dr. Sinan Canan'ın meseleye kelimelerin kökeninden yaklaşması bence seminerin en vurucu anıydı. Gelecek kaygısı taşıyan gençlere unvanların ötesinde bir vizyon sundu:
Kariyer: Latince kökenli bu kelime, araba tekerleğinin yolda bıraktığı iz, yani "yaşam yolu" anlamına geliyor.
Meslek: Arapça "sülûk" kelimesinden türeyen bu kavram ise doğrudan "yolculuk" demek.
Yani her iki kelime de bize statik birer unvanı değil; hayatta yürüdüğümüz o dinamik yolu ve dünyaya bıraktığımız özgün katkıyı işaret ediyor. Hayat planlı değil, kaotik bir süreçtir. Önemli olan, insanın kendi meşrebine (mizacına) uygun alanı bulmasıdır.
Tabii bu sırada aklıma harika bir soru geliyor!
Sinan Canan Bir CharacteriX Danışmanı ile 18 Yaşında Karşılaşsaydı Ne Olurdu?
Sinan Canan, bugünkü hitabet yeteneğinin aslında çok küçük yaşlarda başlayan yapısal bir özellik olduğunu eğlenceli bir anısıyla paylaştı. Henüz 2,5 yaşındayken doldurduğu bir ses kasetinde tam 60 dakika boyunca kesintisiz konuştuğu duyuluyormuş! Kendisini "konuşmaya aşık" biri olarak tanımlayan Canan, üniversitede havuz kenarında otururken arkadaşına şöyle dermiş:
"Gün gelecek, ben karşıma yüzlerce, binlerce insanı toplayacağım. Onlara bir şeyler anlatacağım; bazen ağlatıp bazen güldüreceğim."
Arkadaşı "Ne anlatacaksın?" dediğinde ise "Bilmiyorum." yanıtını verirmiş.
İşte tam bu noktada bir CharacteriX danışmanı olarak gülümsemeden edemedim. Düşünsenize, Sinan Bey o tercih döneminde bir CharacteriX envanteri çözmüş olsaydı ve karşısına bir CharacteriX danışmanı otursaydı, senaryo muhtemelen şöyle olurdu:
"Envanter raporunuza bakıyorum; siz temel mizaç olarak tam bir Tip 7'siniz! Yani keşfetmeyi ve yeni şeyler deneyimlemeyi seven, kısıtlanmaktan asla hoşlanmayan, özgürlüğüne düşkün, iyimser ve dışa dönük bir yapınız var.
Üstelik iletişim potansiyeliniz çok güçlü! Sözlü ve yazılı iletişim beceriniz, insanları etkileme gücünüz ve insanlarla o derin bağı kurmanızı sağlayan empati yeteneğiniz oldukça yüksek. Özgüveniniz yüksek, pratik zekânız sayesinde olaylar ve fikirler arasında hızlı bağlantılar kurabiliyorsunuz. Düşünce çağrışımlarınız o kadar hızlı ki aceleci ve spontane yapınız sizi her an yeni bir maceraya sürükleyebilir.
Raporunuz açıkça diyor ki: hayal gücü geniş, ileri görüşlü birisiniz. Siz ne yapıp edin; yeni fikirler üretebileceğiniz, heyecan verici deneyimler yaşayacağınız ve en önemlisi o muazzam sözlü iletişim gücünüzü kullanabileceğiniz bir alana yönelin. Hatta meslek kişilik tipiniz "Girişimci Meslek Kişilik Tipi". Hadi gelin CharacteriX'in ÖSYM kitapçığı ile tam uyumlu meslek alanlarına birlikte bakalım "
Ebeveynlerinin ve çevresinin üniversiteyi kazanacağına bile inanmadığı, oysa içindeki Tip 7 enerjisiyle tercih listesine biyolojiden mimarlığa kadar geniş bir alternatif yelpazesi dizen Sinan Canan, bir CharacteriX danışmanıyla karşılaşsaydı, hayatın o kaotik yollarında "Acaba ne olacağım?" diye o kadar yorulmazdı; eminim içindeki potansiyelden çok daha erken emin olurdu ve biz de onu daha erken yıllarda dinleme şansı yakalardık.
Sinan Canan'ın bugünkü profili ne kadar parlaksa, geçmişteki yolculuğu da bir o kadar dalgalı. Kuyumcu babasının büyük oğlu olarak ticarete yönlendirilmek istenmiş ama dükkân ortamını hiç sevmediğini fark etmiş. Lisede matematik öğretmeninden nefret ettiği için derslerden soğumuş; ta ki sınıfa tebeşir atarak giren son derece enerjik ve mutlu bir biyoloji öğretmeniyle karşılaşana kadar... "Biyoloji okursam ben de böyle mutlu olurum." diyerek Hacettepe Biyoloji'ye girmiş.
Ardından tıp fakültesinde doktora, fırtınalı süreçlerle fizyoloji uzmanlığı derken, hocaların yokluğunda bir dönemde tam 278 saat ders anlatarak tıp fakültesinde kırılması güç bir "ders anlatma rekoru" kırmış! Günde 11 saat kesintisiz ders anlatıp eve gittiğinde hala "Şurayı eksik anlattım." diyecek kadar bu işe tutkuyla bağlı olduğunu fark etmiş.
Biz CharacteriX danışmanları çok iyi biliriz ki mizaç doğuştan gelir, yetkinlik ise sonradan inşa edilir. Sinan Canan, doğuştan getirdiği "iletişim ve anlatma" yeteneğini akademi yıllarında 278 saat ders anlatarak, okuyarak, araştırarak muazzam bir akademik ve popüler bilim yetkinliğine dönüştürmüş. Sonucunda da akademi duvarlarını aşarak "Açık Beyin"i kurmuş, kitaplar yazmış ve devasa bir toplumsal etki yaratmış.
Sinan Canan konuşmasını salondaki gençlere şu harika özetle bitirdi:
"Diplomada biyolog yazıyor, tıp fakültesinde hocalık yaptım, şimdi televizyonda program yapıyorum, kitaplar yazıyorum... Bu planlanabilir bir şey mi? Hayır. Hayat kaostan ibarettir. Siz unvanlara takılmayın. Kendi içinizdeki ritüelleri, doğuştan getirdiğiniz meşrebinizi bulun."
İşte CharacteriX envanterinin kariyer danışmanlığındaki hayati önemi tam olarak burada ortaya çıkıyor. Bizler, öğrencilerin veya yetişkinlerin hayatın kaosunda kaybolmasını engellemek için onların doğuştan getirdikleri o özgün ritmi ve potansiyeli çok erkenden ellerine bir harita olarak veriyoruz. Bireye sadece popüler bir meslek unvanı seçtirmiyor; yetenek ve yetkinlik dengesini kurarak kendi "yaşam yolu izini" bırakmasına rehberlik ediyoruz.
Sinan Canan'ın kulaklarımızda çınlayan bu ilham dolu konuşmasından sonra, seminerin ilk yarısında heyecan verici diğer konuşmaları dinledik: uzay, astronotlar ve yapay zekânın gerçek sınırları!
Gelecek haftaki yazımızda, Türkiye'nin ikinci astronotu Tuva Cihangir Atasever'in uzay yolculuğunu ve Alper Aksoy'un yapay zekâ sunumundaki o kritik detayları CharacteriX gözlüğüyle inceleyeceğiz. Kaçırmamak için takipte kalın!
Haftaya görüşmek üzere!